Öz
Giriş
Çocukluk çağı entoksikasyonları, acil servis ve çocuk yoğun bakım ünitelerinde sık karşılaşılan, morbidite ve mortalite açısından önemli sonuçlar doğurabilen klinik tablolardır. Bu çalışma, üçüncü basamak bir merkezde çocuk yoğun bakım ünitesine yatırılan akut entoksikasyon olgularının etkenlerini, klinik özelliklerini, uygulanan tedavi yaklaşımlarını ve sonuçlarını değerlendirerek bölgesel entoksikasyon profilini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Yöntemler
Bu geriye dönük çalışma, 2012-2018 yılları arasında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’ne akut entoksikasyon tanısıyla yatırılan 391 olguyu içermektedir. Demografik özellikler, zehirlenme nedeni ve şekli, maruziyet yolu, başvuru zamanı, klinik ve fizik muayene bulguları, tedavi yaklaşımları, yatış süreleri ve sonuçlar hastane bilgi yönetim sistemi ve arşiv dosyalarından elde edilmiştir. Veriler IBM SPSS v22 programı ile analiz edilmiş, uygun istatistiksel testler kullanılmış ve p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir.
Bulgular
Olguların yaş ortalaması 7,9±6 yıl olup, %52,4’ü beş yaşından küçük, %39,6’sı ergen yaş grubundaydı; %62,4’ü kızdı. Zehirlenmelerin çoğu ev ortamında (%89) ve kazara (%66,4) gelişirken, özkıyım amaçlı entoksikasyonlar belirgin olarak adölesanlarda ve kızlarda daha sık izlendi (p<0,001). Mevsimsel değerlendirmede yaz aylarında başvuruların arttığı saptandı. En sık maruziyet yolu oral alım olup, toksik etkenlerin %70,8’ini ilaçlar oluşturdu; analjezikler ve santral sinir sistemi ilaçları başlıca sorumlu gruplardı. Rodentisit maruziyeti özellikle küçük yaş grubunda dikkat çekiciydi. Olguların önemli bir kısmı başvuruda asemptomatik olup, başvuru sonrası en sık uygulanan tedaviler hidrasyon (%60,6), gastrik lavaj ve aktif kömürdü (%58,8); seçilmiş olgularda antidot, mekanik ventilasyon ve hiperbarik oksijen tedavisi uygulandı. Ortalama yoğun bakım yatış süresi 1,6±1,1 gün, mortalite oranı ise %0,5 olarak bulundu.
Sonuç
Bulgular, çocukluk çağında kazara, ergenlerde ise özkıyım amaçlı entoksikasyonların öne çıktığını ve ilaçların temel toksik ajanı oluşturduğunu göstermektedir. Erken başvuru, uygun dekontaminasyon ve yoğun bakım desteği ile mortalitenin düşük tutulabileceği görülmektedir. Bölgesel veriler, aile eğitimi, güvenli ilaç ve toksik madde saklanması, rodentisit kullanımının kontrolü ve ergen ruh sağlığına yönelik koruyucu programların güçlendirilmesi gereğini vurgulamaktadır.


